Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bölge’deki gelişmeleri, Türkiye’nin pozisyonunu ve İslami kesimin tavrını Gazeteci-Yazar Ruşen Çakır’la konuştuk. Çakır, bundan sonra hangi gelişmeler yaşanırsa yaşansın, Türkiye’nin Suriye krizinin kaybedeni olacağını dile getiriyor.Suriye’ye müdahale, kimyasal saldırı tartışmaları etrafında dönüyor. Bu tartışmalar en çok da Irak işgali dönemini hatırlatıyor. Peki bu dönemin farkı nerededir?Irak savaşı döneminde daha önce yaşanmış bir Halepçe deneyimi vardı. İşgal döneminde kimyasal silah argümanları kullanıldı. Daha sonra da silahın olmadığı ortaya çıktı. Suriye’de ise kimyasal silah kullanıldı. Burada silahı kimin kullandığı noktasında bir tartışma var. Batı, kimyasal silahın Esad rejimi tarafından kullanıldığından emin ve o doğrultuda konuşuyor. Yani, Irak’ta kimyasalın varlığı konuşuluyordu Suriye’de ise kimyasal saldırı var ancak kimin yaptığı tartışılıyor.İRAN’DAN ÖNCE SON DURAK SURİYEGündemde hızlandırılmış bir müdahale hazırlığı var. Bunları nasıl okumak gerekir, Batı ne istiyor?Buradaki olay basit bir Suriye meselesi değil. Diğer yanda Suriye’nin en büyük destekçisi İran var. Şunu söylemeliyim, İran durağına gelmeden önceki son durak, Suriye. Suriye’de Esad rejimi devrilirse bu otomatik olarak Lübnan’da Hizbullah’ın zayıflaması anlamına gelir. Bu durum tüm Bölge’yi etkileyecek ve en yakın etkisi de Türkiye’ye olacak.İran müdahale gerçekleşirse tepkisinin sert olacağını söyledi, nasıl değerlendirmek gerekiyor?İran sıranın kendisine geldiğini biliyor. Sıra kendisine gelmeden saldırıyı Suriye’de karşılamak istiyor. Fakat bunun karşısında, İran’ın böyle bir tepki veremeyeceğinden emin olanlar da var. Bence bundan bu kadar emin olmamak gerekiyor. Sonuçta İran’ın çok ciddi bir gücü var.Burayı biraz daha açar mısınız?İslami rejim, yıllardır İran’da izole edilmiş şekilde ayakta kaldı. İran, halk hareketleriyle devrilemedi, Irak savaşıyla devrilemedi. Bütün sorunlarına rağmen çok güçlü bir devlet. Diğer önemli husus da Bölge’de Türkiye ve İran arasında bir denge var. Bu denge statükoyu mümkün olduğu ölçüde sağlayan bir denge. Şimdi bu denge bozuluyor. Baştan sona bir belirsizlik var ve ne olacağı pek belli değil. Bu Bölge’nin halkları ne yazık ki kendi kaderlerini kendi başlarına belirlemiyor. Burada işler büyük ölçüde Batı’nın müdahalesiyle oluyor. Şu anda Suriye’de bir iç savaş var, zaten bu iç savaşla yıkılamadığı için bir müdahale söz konusu. Bir müddet bıraktılar muhaliflere Suriye’yi, bir yere kadar geldiler daha sonrasında devam edemediler. Şimdi başkalarının müdahil olduğu bir dönemi yaşıyoruz.Suriye’deki Esad karşıtı muhalefetin yönetim tarafından büyük ölçüde geriletildiği haberleri geliyordu. Olası bir saldırı içeride bu dengeyi değiştirebilir mi sizce?ABD, destek konusunda frene bastı. Muhalefetin şekillenişinden de rahatsız. Radikal İslamcılar öne çıkıyor. Bu durum ABD’nin ve Batı’nın tercih edeceği bir şey değil. El-Kaide’ci yapıların Suriye’de iktidara gelmesi ABD’nin işine gelmez. Onun için endişeli. El-Kaide faktörü yardım ve destek açısından belirleyici. Çok daha liberal bir varlık olsa, ABD daha fazla ağır silah verir ama şu anda çekiniyor.İSLAMİ KESİM HÜKÜMETE GÖBEKTEN BAĞLI2003 Irak işgali döneminde İslami camia içinde müdahaleye karşı ciddi tepkiler vardı. Bugünle kıyaslayınca durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?Bir kere Irak döneminde İslamcı kesim hükümete bu kadar entegre olmamıştı. Hükümet yeni kurulmuştu, ömrü ne kadardı bilinmiyordu ama derin devletin tepkisinin ne olacağı da kesin değildi. Irak savaşı zamanı İslami kesim bağımsızlığını koruyordu. O zamandan bu zamana gelen süreçte, İslamcı kesim artık hükümete göbeğinden bağlı. Bu bağlılıkla birlikte hareket ediyor. Bu nedenle de İslamcı kesim hükümetin Suriye politikasını destekliyor. İki yıl önce Suriye gündeme geldiği zaman Esad’ın ömrünün fazla olmayacağı söyleniyordu. Hatta o kadar eminlerdi ki gidiş zamanını bile söylüyor, saat veriyorlardı. Geçen süreçte Suriye’deki savaşın çok yıpratıcı olduğu ortaya çıktı. Şimdi biraz daha temkinli hareket ediyorlar. Şimdi hükümet dönmediği müddetçe İslamcılar bu politikadan dönmez.Bir de bunların tam ortasında Mısır’da yaşanan gelişmeler vardı...Mısır olayında ne kadar suçladıkları, küfrettikleri adamlar varsa Suriye’de yanlarında. Bunun verdiği çok büyük bir moral çöküntüsü var. Bu sosyal medyada dört parmaklı insanlar var ya ABD’ye, AB’ye, Suudi Arabistan’a karşı çıkanlar, şimdi Suriye’de birlikteler.Bölgedeki Arap rejimlerinin tutumlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?Çok karışık aslında, şimdi bir kere kendi bağımsız politikası olan bir Arap devleti yok. İlginç olan Mısır’da Sisi, Batı’nın desteği ile iktidara geldi fakat şimdi Suriye’ye müdahaleye karşı olduğunu açıkladı. Demokrasiyle yönetilen bir Arap devleti yok. Ya Emirlik ya krallık yönetimleri var. Genellikle stratejik ortaklık üzerine, İslamiyet ya da Araplık ön plana çıkmıyor. Bu durumdan halkın mutlaka bir rahatsızlığı var. Elbette halklar, Batı’nın Suriye’yi bombalamasını istemez.Suriye’de artık bir de Rojava gerçeği var, Müslim’in ‘Esad kimyasal kullanacak kadar aptal değil’ açıklaması var. Nasıl değerlendirmek gerekiyor?Değişik bir açıklama. Burada önemli olan Öcalan’ın ne dediği. Henüz bir açıklama gelmedi ya da yansımadı basına. Salih Müslim’in yaptığı açıklama biraz acele. Bu açıklamanın nedeni aslında muhaliflerin saldırılarına maruz kalmaları ve Batılı ülkelerin muhalifleri desteklemeleri. Öcalan daha stratejik davranacaktır. Belli bir süre sonra tavrını belirleyecektir. Burada Esad’ı destekleme ihtimali yok.Yazılarınızda Suriye’deki müdahaleden en çok zarar görecek ülkenin Suriye olduğunu dile getirdiniz, peki arık bu müdahale yayından çıkmış bir ok mudur yoksa en az zararla geri dönülür mü?Türkiye’nin kaybı artık kesin. Kaybını azaltması gerekir. En iyi senaryoda bile Türkiye’nin asla kazanma ihtimali yok. Yüz binlerce mülteci, onların kampları, biri Cilvegözü’nde, biri de Reyhanlı’da olmak üzere iki adet terör saldırısı. Kendi içerisinde yaşanan mezhepsel gerginlikler. Dolayısıyla Türkiye’nin artık kazanma şansı yok.
30 Ağustos 2013 - 19:30
News ID: 457666
AKP hükümeti, dünya siyasetinde Suriye’ye yönelik askeri müdahalenin en ateşli taraftarlarından biri olarak ön plana çıkıyor.